Sabah kahvaltı için mahalledeki markete indim. Niyetim masumdu: Bir kalıp beyaz peynir, biraz da zeytin alıp çıkacaktım. Şarküteri reyonuna yaklaştığımda iki güvenlik görevlisinin çelik yelekle beklediğini gördüm. Meğer eski kaşar ve tam yağlı Ezine peynirlerinin olduğu dolaba parmak izi okuyucu ve alarm sistemi takmışlar. Fiyat etiketine baktım; peynirin kilosu, benim 2018 yılında bindiğim ikinci el arabanın kaporta masrafıyla yarışıyor.
Düğünlerde 'Amcasından 500 Gram Eski Kaşar' Anonsu
Durum böyle olunca toplumsal geleneklerimiz de hızla güncelleniyor. Önümüzdeki yaz düğün sezonunda takı merasiminde çeyrek altın yerine vakumlu pakette tulum peyniri takılması gündemde. Sunucunun mikrofonu eline alıp 'Gelin hanımın dayısından 1 kalıp Trakya eski kaşarı ve yarım kilo Gemlik sele zeytini! Alkışlarla!' diye bağırdığı günler hiç uzak değil. Hatta bazı müteahhitlerin ev ilanlarına 'Takasta arsaya veya 4 teneke sızma zeytinyağına açığız' yazdığı söyleniyor.
Çayla Simidin Aşkı Resmi Olarak Bitti
Eskiden fakir edebiyatının zirvesi 'çay-simit' hesabıydı. Şimdi dört kişilik bir ailenin sabah öğle akşam sadece simit ve üçgen peynir yemesi, İsviçre Alpleri'nde kayak tatili yapmaktan daha pahalıya geliyor. Ben çözümü buldum: Peynir paketinin fotoğrafını çekip telefonun duvar kağıdı yaptım, ekmeği ekrana banıp çayımla yudumluyorum. Hem kolesterol yapmıyor hem de cüzdanım huzur içinde uyuyor.