Sabah haber bültenini açtım, Zelenskiy yine Türkiye'deki diplomatik temasların altını çizmiş ve 'fırsatlar değerlendiriliyor' demiş. Yıllardır şu uluslararası zirveleri izlerim, vardığım tek bir bilimsel sonuç var: Dünyada kim kiminle kavga ederse etsin, barışma masası mutlaka Türkiye'de kuruluyor. Adeta gezegenin resmi 'Barıştırma ve Arabuluculuk Müessesesi' gibiyiz; küsen devlet başkanlarını alıp Boğaz kıyısında çayla simitle sakinleştiriyoruz.
Cenevre'de Çözülemeyen Kriz Neden İstanbul'da Çözülüyor?
Çünkü İsviçre'de adamların önüne tatsız tuzsuz kanepe ve maden suyu koyuyorlar. İnsanın kan şekeri düşer, sinirden savaş çıkarır! Ama İstanbul'a gelince iş değişiyor: Sabah serpme kahvaltı, öğlen kuzu tandır, üstüne fıstıklı baklava ve demli çay gelince heyetlerin agresifliği anında sıfırlanıyor. Adam 'Sınır hattından çekilmem!' diye masaya yumruk vuracakken garson 'Abi sıcak su ekleyeyim mi, çayın açık mı olsun demli mi?' diye araya girince bütün jeopolitik gerginlik dağılıyor.
Asıl Heyeti Kahvehaneden Seçelim
Bana kalırsa bir sonraki diplomatik zirveye dışişleri bürokratları yerine her mahalle kahvesinden ikişer emekli amca gönderelim. Zaten sabahtan akşama kadar televizyon karşısında Amerika'dan girip Rusya'dan çıkıyorlar, en azından enerjileri boşa gitmez. Masada anlaşamayan taraflara 'Ya gençler, ölümlü dünya, gelin şu işi tatlıya bağlayın da çorbaları içelim' deyip 20 dakikada barış anlaşmasını imzalatmazlarsa ben de bir şey bilmiyorum.